Microsoft, internet üzerinden oyun oynayanları, "Taterf" adlı virüse karşı uyanık olmaları yönünde uyardı.
Microsoft, internet üzerinden oyun oynayanları, "Taterf" adlı virüse karşı uyanık olmaları yönünde uyardı.
Microsoft Security Intelligence, Taterf'in son 6 ay içinde 4,9 milyon bilgisayara sızdığını, bu sayının bir önceki 6 aya göre yüzde 156 oranında arttığını açıkladı.
Açıklamada, İngiltere'de 2009 yılının ilk 6 ayında, ortalama her saatte 7 bilgisayarın bu virüsten etkilendiği, Taterf'in genellikle internet üzerinden oyun oynayanları hedef aldığı belirtildi.
Taterf'in sızdığı oyunlar arasında, World Of Warcraft, Rainbow Island, Lineage, Gamania ve Cabal Online'ın bulunduğu, özel bilgilere izinsiz erişime olanak tanıyan virüsün USB sürücüleri sayesinde çabuk yayılabileceği kaydedildi.
Antivirüs yazılımının önde gelen firmaları, en tehlikeli ve en yaygın virüs hakkında önemli bilgiler verdiler.
Dünya Bülteni/ Haber Merkezi
Dünyanın en çok kullanılan antivirüs programlarından NOD32'yi geliştiren yazılım kuruluşu ESET, bilgisayarlara yönelik Ekim ayı Dünya Tehdit Raporu'nu açıkladı.
ESET'in gelişmiş malware (zararlı yazılım) raporlama ve takip sistemi olan ThreatSense.Net® analizlerine göre ekim ayında tüm dünyada en yüksek karşılaşılan tehdit yüzde 8.85 ile "Win32/Conficker" adlı solucan (worm) türü oldu. Conficker, önce Windows Otomatik Güncelleştirmeler ya da Windows Güvenlik Merkezi gibi sistem hizmetlerini devre dışı bırakıyor. Ardından ek bir yazılım indirip kişisel bilgilere kötü amaçlı kişiler tarafından ulaşılmasını sağlıyor. Solucan Windows'da, svchost.exe, Explorer.exe ve Services.exe gibi isimlerle görünüyor.
ESET; son Dünya Tehdit Raporu'nda, bilgisayarların ekim ayında en çok karşılaştığı tehditleri sıraladı. Rapora göre ilk sırayı yüzde 8.85 ile, Windows işletim sistemlerindeki bir açığı kullanarak ağ üzerinde yayılan bir solucan türü olan "Conficker" ve türevleri bulunuyor. Conficker solucanının en büyük kurbanı yüzde 28,08'lik görülme oranıyla Ukraynalılar oldu. Ukrayna'yı yüzde 18,69 ile Rusya, yüzde 15,21 ile Güney Afrika ve yüzde 15,2 ile Bulgaristan izledi. Türkiye'de görülme oranı ise yüzde 5,98 düzeyinde. Bilgisayarlara yönelik tüm dünyada karşılaşılan en yüksek ikinci tehdit ise yüzde 7.73 oranı ile USB Flash Disk gibi çıkarılabilir aletlerden geliyor. Kendilerini bu tür ürünlere kopyalayan zararlı yazılımlar, bilgisayarın otomatik olarak devreye girmesi nedeniyle bir anda sisteme yayılabiliyor. Tehdit raporunun üçünsü sırasında ise yüzde 7.29 ile masif, çok eşli, çevrim içi oyunlar yoluyla yayılan "Win32/PSW" virüsü yer alıyor.
Avşar, Davran’ın sözlerine bu tepkiyi verdi.Hülya Avşar’ın programına konuk olan Cem Davran oyunculuğun iyi aile kızlarının işi olmadığını iddia etti...Hülya Avşar’ın Habertürk’teki “Hülya Avşar Soruyor” programına önceki akşam konuk olan Davran, “Babam bana sinema sektöründen biriyle evlenmememi rica etti.
Bizim sektörden biriyle asla evlenmedim. Şimdi yıllar geçtikçe de babamın ne kadar doğru söylediğini anlıyorum” dedi.Avşar’ın şaşırarak ne demek istediğini sorduğu Davran, “Oyuncu arkadaşlarım, başta sen kusura bakmayın, aile kızının yapacağı iş değil bu” diye konuştu.
Avşar ise Davran’ın bu sözleri üzerine elini ağzına götürdü ve “Bu iş aile kızının işi değil, lafı çok fena oturtturdu, kaba tabiriyle koydu. Bunu kabul etmiyorum... Bu bir profesyonelliktir ama eğer ki, erkek karşısındakini bu şekilde kabul etmiyorsa o onun bileceği iştir” diyerek tepki gösterdi.
Bugüne dek oynadığı hemen hemen her filminde sevişme ve öpüşme sahnelerinde oynadığını belirten Davran, bu tarz sahneleri çekerken etkilendiğini de belirterek, “Tabii ki etkilendim. Şapır şupur öpüşüyorsun” dedi.
Fadime Şahin'den sonra adı bol bol aşk haberleriyle gündeme gelen Rabia, dün oldukca erotik bir yayının konuğuydu!
İNTERNETHABER
Bir ses bu kadar kötü olabilir mi? Rabia Özden Kazan, Oray Eğin'in konuğu oldu, her ikisi de izleyicilerin tahammül sınırlarını zorladı. Türbanlı seksi yakıştırmasına bir hayli bozulan Rabia'da "sen de yumuşak ve temiz kalplisin" dedi.
Ne kadar önemli bilmiyoruz ama Rabia, Amerika'ya gidiyormuş! Onu tanıdığımız günden bugüne kalan ve tek değişmeyen mirası türbanıyla, Oray Eğin'e konuk olan Rabia, en azından bu haliyle Fadime Şahin'den daha zeki çıktı. Rabia canlı yayında yeni çıkacak kitabı ve İngilizce eğitimi için Amerika'ya gideceğini söylerken, Eğin'in "türbanlı ve seksisin" yakıştırmasına kızar gibi yapsa da yapacağı reytingin keyfiyle biraz dağıttı.
RABİA'DAN EROTİK SÖZLER
Eğin'in üst üste iltifatlarıyla biraz da başı dönen Rabia, Eğin'in "çıkılacak erkek" statüsüne koyunca işler rayından çıktı.
İşte canlı yayındaki biraz erotik biraz mide kaldıran ama içinde buram buram reyting kokan diyaloglar;
Oray Eğin: Çok güzel bir türbanlısın ve çok çok seksi bir türbanlısın! Seksi kötü bişey mi Rabia!
Rabia: Ya aslında ben seni çok seviyorum. Buraya da gitmeden önce son kez, senin için buradayım. Bunu yapmamalıydın Oray! Bir Sezen Aksu'ya sataştın iki bunu yaptın savaş rüzgarları başlıyacak aramızda.
(Rabia gülümsüyor ve izleyicilerden alkış geliyor)
Oray: Bunu niye sataşma olarak görüyorsun.
Rabia: O zaman ben de sana şişko diyeceğim.
Oray: Ben şişkoyum kabul ediyorum.
Rabia: "R"leri söyleyemiyorsun!
Oray: Sen seksisin...
Rabia: Ben seksiysem sen de şişko ve "r" leri söyleyemiyorsun.
Oray: Bu arada bu şarkıyı söyleyen ilk türbanlı sensin!
Rabia: Öyle mi?
Oray: Ve şimdi de uzun süre aramızda olmayacaksın. Nereye gidiyorsun?
Rabia: New York'a gidiyorum.
Oray: Ne yapacaksın orada?
Rabia: Hala sana kızgınlığımı atamadım. Niye böyle yaptın?
Oray: En seksi türbanlı olarak mı?
Rabia: Çünkü yarın insanlar yazıyor. Burası İtalya değil burası Türkiye!
(Rabia canlı yayında Eğin'in sözlerini sürekli kesip sözü yine o seksisin sözüne getiriyor. Canlı yayın kayıtlarına göre Rabia, konu orada bile değilken hem de bu yakıştırmadan rahatsız olduğunu söylemesine rağmen tam 7 kez sözü "türbanlı ve seksisin" yakıştırmasına getirerek, Eğin'i suçluyor. Yine söz dönüp dolaşıp Rabia tarafından sekse getiriliyor)
Rabia: Sen önce bana güzel bişey söyle! Saldırdın bana Oray, saldırdın...
(Tabii bu sözleri okuyanlar olarak sakın ama sakın ciddiye almayın. Rabia'nın bu sözleri üçüncü sınıf Yeşilçam filmlerinden aşırma gibi!)
Oray: Bana birisi sen en seksi şişmansın dese ben bundan çok mutlu olurum.
Rabia: Ama sen çok şişkosun!
Oray:Sen de türbanlı ve seksisin ama bunda ne var.
Rabia: Öyle mi? Öyle mi düşünüyorsun. Senin düşüncen mi bu. Bende gözün mü var?
Ahmet Altan, Leipzig Özgürlük Ödülü’nü aldı: Bu ödüle ihtiyaç duymayacak bir dünya kuracağız
Ahmet Altan dünyanın en prestijli basın ödüllerinden “Leipzig Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü”nü Almanya’da düzenlenen törenle aldı. Ödül, Altan’la birlikte İtalya’dan Roberto Saviano ve Hırvatistan’dan Duşan Milyus’a verildi.
Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı Ahmet Altan’ın ödül töreninde yaptığı konuşmanın tam metnini yayımlıyoruz: Doğa, dengesini vahşet üzerine kurmuştur. Bütün canlılar kendi çıkarları için başka canlıları parçalar, öldürür, yok ederler. Bu vahşette bir masumiyet vardır. Çünkü bunu içgüdüleriyle, yaşamlarını sürdürebilmek için yaparlar. Doğa, onlara böyle yapmalarını emreder.
İnsanlar da bu vahşetten paylarını almışlardır. Bütün canlılar gibi onlar da vahşidirler. İnsanları, diğer canlılardan ayıran iki önemli özellikleri bulunur. Birincisi, bu vahşete kendi akıllarını ve bilinçlerini katıp, doğanın masum vahşetini, günahkâr bir kötülüğe çevirirler. İkinci özellikleri ise bununla tam anlamıyla çelişir. İnsanlar, zayıfların ve güçsüzlerin haksızlığa uğramasına karşı çıkan bir başka güdüye sahiptirler. Buna vicdan deriz. Hangi ırktan, hangi dinden, hangi kültürden olursanız olun bir adam bir çocuğu dövdüğünde buna isyan edersiniz.
Bütün hayatımızı, bütün kişiliğimizi, bütün varlığımızı, doğuştan sahip olduğumuz bu özelliklerimizden hangisine sahip çıktığımız, hangisini besleyip büyüttüğümüz belirler.
Bazıları, kötülüklerini ve vahşetlerini sınırsızca kullanırlar. Kendi kısa hayatlarını biraz daha iyi yaşamak, biraz daha zengin olmak, biraz daha güçlü olmak için başka insanları ezer, aşağılar ve öldürürler.
Bazıları, bu kötülüklere katılmazlar. Vicdanları buna izin vermez. Ya da kötü olacak cesaretleri yoktur. Onlar, kötülükleri tasvip etmez ama bu kötülüğe karşı da çıkmazlar.
Bazıları da, sadece vicdanlarını dinler, kendi çıkarlarından vazgeçer ve güçsüz olanları korurlar.
Kötülüğün ve vahşetin “mantıklı” bir nedeni vardır. Onlar bunu kendi çıkarları için yaparlar. Ve biz, kendi çıkarlarımız için yaptıklarımızın mantığa uygun olduğunu düşünürüz.
Vicdanın ve iyiliğin ise mantıklı bir nedeni yoktur.
Belki de bu yüzden Kant, “Ben yıldızlara ve iyiliğe şaşarım” demiştir.
İyilik, gerçekten de şaşırtıcıdır. Doğanın canlılara yüklediği bencilliğe ve vahşete aykırıdır çünkü.
Tarih, mantıklı kötülüklerle, mantıksız iyiliklerin dövüşüne şahit olmuştur her zaman.
Bu savaş hâlâ sürüyor.
Bu savaş sürdüğü için bu ödül veriliyor. Kötülüklerin ve vahşetin büyük gücüne, iktidarına, parasına, silahına karşı, vicdanın ve iyiliğin kararlılığı, cesareti, inatçılığı baş kaldırırken, bu vicdan büyük düşmanlar kazanıyor.
Bu ödül, o düşmanlara karşı yalnız olmadığımızı, yeryüzünün her tarafında vicdan sahiplerinin birbirine destek olduğunu, sesini yükselttiğini, kuvvetli bir dayanışma içine girdiğini gösteriyor.
Biz bu akşam, burada, bütün mantıksızlığımız ve bütün vicdanımızla, dünyadaki kötülüklere meydan okuyoruz.
Onlara, bu ödülü benden çok daha fazla hak eden Milyus ve Saviola gibi, “biz gerilemeyeceğiz, biz dövüşeceğiz, biz insanlara kötülükler yapılmasına izin vermeyeceğiz” diyoruz.
Bu ödülü daha önceden alanları ve bu ödülü almalarına neden olan iyilikleri ve cesaretleri nedeniyle hayatlarını kaybedenleri saygıyla anarken, beni de onlardan biri olarak gördüğünüz için teşekkür ederim.
Onlarla birlikte anılmak benim için bir onur ve sevinçtir.
Ama asıl sevinci, bir gün bu ödüle ihtiyaç duymayacak bir dünya kuracağımıza bugün burada bir daha inandığım için hissediyorum.
Bana bu sevinci yaşattığınız için hepinize minnettarım.