
Ebuzer, "Allah Resulüyle görüşmeden üç yıl önce namaz kılmaya başladım" dedi. "Kimin için?" Diye sordum, "Allah için" dedi. "Yüzünü nereye çeviriyordun" dedim, "onun beni yönelttiği yere" dedi.*
Peygamber efendimizin, Ebuzer için sarfettiği; "yalnız yaşadı, yalnız öldü ve yalnız haşrolacak” sözleri bile, Yüce Allah katında ne denli bir karizmaya sahip olduğunu gösterir, Ebuzerin.
Canınız bir şeylere sıkılır, içiniz içinize sığmaz, mideniz fena halde kazınmaya başlar, bir hareket, bir eylem beklersiniz, bir yaprak kımıltısı dahi olsa şükredersiniz. Ama nafile…
İşte Ebuzer böyle bir muammada iken, düştü yollara. Çünkü hissetmişti bir yaprak tanesinin kımıltısını, kıvılcımını… Velhasıl gitmesi lazımdı, gidip de görmesi lazımdı.
Ebuzer çileye talip olmak için düşer yollara. Ve amacına da ulaşır. Çektiği her çile, Ebuzer’i Efendisine, davasına ve bunların neticesinde Rabbine daha da yaklaştırır.
"Gıfar sevinç ve mutluluk elbisesini giymiş, neşeye dalmıştı. Muhammed’in, dostu Ebubekir’le birlikte onlara doğru geldiği haberini almışlardı. Halk, istek ve sabırsızlıkla bekliyor, peygamber’le tanışmış tek kişi olan Ebuzer’den sürekli onu soruyorlardı: “O nasıl birisi? Nasıl bir görünüşü var?” Ebuzer gözlerini yoldan ayırmadan cevap veriyordu: “Şimdi yeryüzünün en iyi insanını göreceksiniz.” Bütün halk, gözlerini Ebuzer’in baktığı yöne dikmişti. Ebuzer ansızın sevinçten kanatlanmış bir halde haykırdı: “Vallahi bu Peygamber’dir!” Topluluk hep birlikte coşkuyla haykırdı: “Peygamber geldi!”**
Sürekli düşünmeye sevk etmiştir bu durum beni; bir yaptırım olmamasına rağmen, bir ısrarcı olmamasına rağmen, bir yol arkadaşı olmamasına rağmen, insan yine yollara düşer mi, üstelik somut bir şeyde ortada yokken.
İşte iman işte ispat!
"Ey Ümmüzer Peygamber benim de içinde olduğum üç kişiye birimizin çölde öleceğini söylemişti. Diğer ikisi şehirde öldüler. Peygamberin bahsettiği kişi benim. Beni burada bırak, şu tepelere çık. Belki birileri buralarda geçerde benim kefen ve defnimde sana yardım ederler. Ümmüzer ümitsizce konuşur: “Ey Ebuzer, burası Hac kervanların yoludur. Şu an Hac mevsimi değil, kimse buradan geçmez.” Fakat Ebuzer birilerinin ölüm esnasında bu çölde başında olacağından emindir. Yine Ümmüzer’den tepeye çıkmasını ister. Ümmüzer ümitsizce Ebuzer’in isteğini yerine getirir. Tepeye gider. Uzaklarda üç kişinin yol aldığını görür. Onlara işaret verir ve onlar da aceleyle gelirler.
- Ne var ey Allah’ın kulu?
- Kardeşlerim, burada kocam öldü. Kefen ve defin işinde bana yardım edin ve ödülünüzü Allah’tan alın.
Kimdir, derler. Cevap verir: “Peygamberin dostu Ebuzer!”***
Modern çağa ayak uydurmada zorluk çekmediğimiz aşikâr. Bağlı olduğumuz değerleri de bir çırpıda silebilme gibi bir yeteneğe sahibiz, eyvallah… Peki, böyle bir durumdayken, her daim hakkın saflarında durup, bu saflardan kaymama garantisini birileri bana verebilir mi?
İşte Ebuzer…
Müslümanların yitik kentidir, Ebuzer. O kenti arayalım ve bulalım. Biliyorum o kentin batalı bir hayli vakit oldu, ve yine biliyorum ki o kenti bulduğumuzda tanımakta bile zorluk çekceğiz. Lakin teknoloji ilerledi artık. Yeni donanımları donanarak Ebuzer’i bulma vakti…
Yaşadığımız çağda birileri; açlıktan, susuzluktan yaşamlarını devam ettiremiyorsa eğer ve diğer birileri de obezite neticesinde yaşamların sürdüremiyorsa, durup düşünmek lazım. Hem de çok sıkı düşünmek lazım, geçiştirmeden.
Sosyal Adaletsizlik söylemi dillerde çok dolanıp laçka hale getirildiğinde, biz önümüzdeki alfabelerden bir isim çıkaralım; E B U Z E R
Son bir alıntı ile yazıyı sonlandıralım;
Türkiye’ye vardığımızda Ebuzer’e kitabın sonuna yaklaştığımızı söyledim.
“Kıssadan hisseyi sorarlarsa ne diyeyim üstad?”
“Hisse çok. Kim hangi hisseyi çıkarırsa alsın gitsin. Sevdamız ve kavgamız bitmedi denilebilir mesela. Derviş devrimcilerin kuru ekmeği yolumuzu aydınlatıyor da denilebilir. Ve daha çok şey”
“Anlaşıldı üstad. Sırada ne var?”
“Şimdi namazlarımızı kılalım. Sonra ceplerimizdeki paraların hatırı sayılır bir kısmını başkaları için harcalayalım. Gayb’a inandığımız gibi bunları da yapalım.”
“Yani diyorsun ki: sağa-sola nutuk atmakla iş bitmiyor. Kendi Müslümanlığımızı mütemadiyen gerçekleştirmeliyiz.”
“Aynen öyle diyorum.”
Toprağa yakın bir cami bulmak ümidiyle yola koyulduk.
Bismillahirrahmanirrahim. ****
*(Kütüb-i Sitte; No: 4445, Müslim, Sahih, Fezâilu’s Sahabe, 132 (2473) Hilyet-ul Evliya, C. 1, s 157 ; İbn-i Sa’d, Tabakat Cm. 4, s. 220. Söylem Yayıncılık)
**Ali Şeriati, Zulme ve Adaletsizliğe Karşı Bir Kez Daha Ebuzer s.70-71 -Söylem Yayınları
***Ali Şeriati, Zulme ve Adaletsizliğe Karşı Bir Kez Daha Ebuzer s.239-240 -Söylem Yayınları
kurtuba 33, bünyamin karabaş
Etiketler : Peygamberin dostu Ebuzer