PSÖDO ETKİLER

2010-06-12 08:16:00

MUSA ŞİMŞEKÇAKAN

 

türkülere şarkılara, ağıtlara, manilere bakıyorum.
hep yolu beklenen, yolunda ölünen, 
delicesine sevilen, 
ya da sitemle, nazla, olmadı hakaret ve haykırışla reddedilen, 
bir aşk ve âşık var.
bütün bunları bir senaryo, bir roman, bir hikâye yapsam,

 

kendimi koyacağım yer bulamıyorum.

 

bulsam orada mevcut halimle duramıyorum.

 

durabilsem karşımdakileri beğenmiyorum.

 

bir insan bu kadar mı sever,

 

deli olur da birine böylesine bağlanır.

 

yatağa girince bittiğine bakılırsa,

 

aşk insanın kendine tapınmasından başka nedir?

 

yaptığı fedakârlıkların karşılığını beklemekten başka.

 

nasıl bir korkaklıktır bu?

 

yalnız kalma korkusuyla insanı bağımlı hale getiren.

 

ve ne zaman vazgeçecek insan,

 

bu kadar fazla kendini sevmekten.

 

içki, kadın ve aşk içeriğine bu kadar mahkûm bir toplum nasıl olur?

 

tellerden, borulardan, derilerden çıkan sesler nasıl bu kadar etkili olabilir?

 

binleri, yüz binleri toplarda her şeyin önüne geçer de,

 

sevince, üzüntüye, gama, kedere bu denli tercüman olabilir.

 

bu etkiyi ancak bir din yapabilir zannederdim,

 

ya da din adamı.

 

yok hayır bu da bir din belli ki.

 

bir ibadet şekli sanki insanların ilgisi.

 

tapınma ihtiyaçlarını karşılıyor.

 

zamanlarının neredeyse tamamını alıp onları bayağı meşgul ediyor.

 

kendimi bu âlemde bir yere koyunca da,

 

kıblem değişiyor, kutsalım dağılıyor.

 

onun için belki içkisiz, kadınsız, sahiplikten azâde,

 

büyülenmeden olup bitenden,

 

insan ayık kafayla ve yalnız başına,

 

bütün bu psödo etkileri fark edip “gerçek nedir?” diye ancak sorabiliyor.

8
0
0
Yorum Yaz